meyvelerin faydaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
meyvelerin faydaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mayıs 2009 Cuma

Çileğin Faydaları



Çilek zamanı

Uzmanlara göre çilek; bağışıklığı güçlendiren, besin değeri yüksek bir meyve.

Çilek
18. yüzyılda Frezier adlı bir Fransız asker, görevli olarak Şili'ye gönderilir. Dönüşünde ilk kez bu ülkede yediği ve tadına doyamadığı küçük kırmızı renkli bir meyveyi, yani çileği Fransa'ya getirir. Oradan tüm dünyaya yayılan çilek, gülgiller familyasından geliyor. Sapları yerden fazla yüksek olmayıp çiçekleri beyaz olan bitkinin yemişleri önceleri pembe, geliştikçe de koyu bir renk alıyor. Çileğin yaklaşık 600 çeşidi olduğu biliniyor. Ülkemizde 6 çeşit çilek yetiştiriliyor. Bunlar; Frenk çileği, turfanda yetiştirilen sera çileği, Arnavutköy çileği, reçel yapımında da kullanılan Bursa çileği, Ereğli Osmanlı çileği ve ormanlarda yetişen yabani çilek. Ereğli Osmanlı çileğinin desteklenmesi amacıyla her yıl haziran ayında uluslararası bir festival düzenleniyor. Ayrıca, son yıllarda üretimi azalsa da İçel'in Tarsus ilçesinin de çileği meşhur. Çilek yetiştiriciliğinde lider kent; şeftali, kestane ve ipeği ile meşhur Bursa. DİE'nün verilerine göre Bursa, toplam çilek yetiştiriciliğinin %50'sinden fazlasını karşılıyor. Marmara ve Karadeniz'in kıyı kesimlerinde, akarsu vadilerinde, hafif kumlu topraklarda da yetiştiriliyor. Doğal ortamda yetişen bu türe yaban çileği deniyor.

Çileğin yararları

Uzmanlara göre çilek; bağışıklığı güçlendiren, besin değeri yüksek bir meyve. Çocuk felci, ağız ve deri yaralarını oluşturan bazı virüsler için öldürücü etki taşır. Ciltteki sivilce ve aknelere iyi gelir. Kansere karşı koruyucu ve ilerlemesini önleyici özellikler içerir. İdrar söktürücü, romatizma ve gut hastalığı ağrılarını azaltıcı etkisi vardır. Sinirleri kuvvetlendirip, bağırsak kurtlarını döker ve ateş düşürür. Çok güçlü bir besin olduğu için bazen alerjiye neden olabilir.

Satın alırken...

Canlı kırmızı renkli ve lekesiz olanları seçin. Paketlerde satılanları kontrol ederek alın. Satın aldıktan hemen sonra tüketin. Buzdolabında 1-2 gün saklayacaksanız saplarını koparmadan ve yıkamadan geniş bir kâse içinde saklayın

Nasıl yıkamalı?

Çileklerin saplarını ayıklayın. Akar suyun altında hızla yıkayıp süzün. Yıkama suyuna limon suyu ve sirke ilave edebilirsiniz.

Dondurma işlemi


Çileği 1 yıl süreyle dondurarak saklayabilirsiniz. Bunun için taze, sert ve olgun olanları buzlu suda iyice yıkayın. Saplarını temizleyip kâğıt havlu ile kurulayın. Havası mümkün olduğunca alınmış bir kap veya poşetlere doldurup derin dondurucuya yerleştirin.

17 Temmuz 2008 Perşembe

Kirazın Faydaları

KİRAZIN YARARLARI

Gülgiller ailesinden olup latince ismi 'Cerasus avium' olan kirazın anavatanı Kuzey Anadolu ve Güney Kafkasya olarak biliniyor. Kirazın ismini Giresun kentinden aldığı ayrıca belirtiliyor. Kirazın dünyaya hangi topraklardan yayıldığı konusunda ise farklı görüşler bulunuyor. Bazı araştırmacılar kirazın M.Ö 64 yılında Yunanistan'a, oradan da Avrupa'ya yayıldığını, bazıları M.Ö. 71 yılında Romalı komutan 'Lucullus' tarafından Roma'ya götürüldüğünü ve oradan da dünyaya dağıldığını bildiriyor.


Meyveleri taze veya kurutulmuş olarak tüketilebilen kiraz, ayrıca reçel, yemek, konserve ya da dondurulmuş gıda olarak değerlendirilebiliyor.


KİRAZ BÖBREK DOSTU


İdrar söktürücü özelliğiyle böbreklerin dostu olan kiraz vücudu zehirli maddelerden temizliyor. Kiraz ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağladığı için romatizma ve gut hastalıklarıyla eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde de kullanılıyor. Ayrıca yapısında bulunan kinik asit ile böbreklerin taş ve kum yapmasını önlediği ve varsa zamanla döktüğü, ayrıca safra kesesi taşının dökülmesine de yardımcı olduğu biliniyor. Vücuttaki fazla suyun atılmasıyla, dolaylı olarak zayıflamayayardımcı oluyor. Kirazın ayrıca peklik giderici özelliği bulunuyor. Özellikle bayat yemeklerle pastırma, sucuk gibi gıdaların zararlarını önleyen kiraz, aynı zamanda kandaki zararlı maddelerin vücuttan atılmasını ve kanın temizlenmesini, yüzde oluşan sivilcelerin giderilmesini sağlıyor. Kiraz suyunun yüz ve boyun kısımlarına sürülmesinin deride kırışıklıkları önlediği ve giderdiği belirtiliyor. Karaciğerin dostu olan kiraz, hastalıklar, fazla ilaç tüketimi ve zehirlenmeler sonucu zorlanan karaciğerin yükünü hafifleterek iyileşmesine yardım ediyor. Karaciğer zamanla normale dönüyor ve safra salgısı artıyor. Böylece sindirim gücünü artırıyor. Kirazda bulunan 'levüloz' adlı şeker kolay sindirilebildiği için şeker hastaları hiçbir tehlike oluşmadan kiraz yiyebiliyor. Ayrıca içerdiği madensel madde ve vitaminler nedeniyle hastalıklara karşı dayanıklılığı artırıyor. Yapısındaki bol fosforuylasinirleri kuvvetlendirerek sakinlik sağlıyor. A vitamini kaynağı karoten içeren kiraz, aynı zamanda gözlerin dostu.


KİRAZIN MEYVESİ KADAR AĞACI DA ŞİFA KAYNAĞI


Ağaç kabukları yüksek ateşe ve pekliğe iyi geliyor, yaprakları müshil olarak, çiçekleriyse göğsü yumuşatıcı olarak kullanılıyor. Kirazı bağırsakları zayıf ve yüksek tansiyon sorunu olanların dikkatli tüketmeleri gerekiyor. Sapları, idrar söktürücü olduğu gibi bronşite karşı kullanılıyor. Gölgede iyice kurutulan sapla hazırlanan şurup veya demlemelerle iyileşme sağlanabiliyor. Saplar gerekirse kıyılarak bir gün süreyle su içinde ıslanmaya ve yumuşamaya bırakılıyor. Bir litre su içine bir küçük avuç sapkonularak hazırlanacak demlemeden günde 3-4 fincan içiliyor. Bu demleme günde iki kez el ve ayak banyosu şeklinde de kullanılabiliyor. Ya da hazırlanan kiraz sapı demlemesi taze veya kurutulmuş kiraz üzerine boşaltılarak yarım saat bekletildikten sonra süzülerek aynı dozda içilebiliyor. Sapları ayrık ve mısır püskülü ile kaynatılarak demlendiğinde ayak ve karın şişliği; arpa ile kaynatılarak elde edilen demlemeyse idrar söktürücü olarak kullanılıyor. Dövülmüş çekirdeğinin kaynatılmış suyu idrar zorusorununa yardımcı oluyor. Ayrıca çekirdekleri ısıtıldıktan sonra bir beze sarılarak karın bölgesinde ağrıların giderilmesi için kullanılıyor.


KİRAZ ASPİRİNDEN DAHA FAYDALI


Ordu Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof.Dr. Turan Karadeniz, kirazın stresi yok ettiğini, menopoz döneminde faydalı olduğunu söyledi. Kirazın ayrıca damar sertliği ve mafsal kireçlenmesine da faydalı olduğuna dikkat çeken Karadeniz, şöyle konuştu: "Menopoz döneminde faydalı olmaktadır. Kiraz meyvesi ağrıların dindirilmesinde aspirinden daha fazla etkili oluyor. Araştırıcılar bu etkiyi kirazda bulunan 'antosiyanin' isimli kimyasalın yaptığını bildirmektedir. Kirazda12-25 miligram arasında antosiyanin bulunmakta ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin aspirinden on kat daha fazla olduğu bildirilmektedir. Araştırıcılara göre, günde 20 kiraz yemek bir aspirin almakla eşdeğer görülüyor. Ayrıca kirazda bulunan antosiyanin maddesi E ve C vitaminlerine benzer antioksidan etki yapmaktadır."


KİRAZ ALIRKEN DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR


Uzmanlar, kiraz alırken temiz, parlak ve hasarsız olmasına dikkat edilmesini istiyor. Uzmanlar, kiraz konusunda şu tavsiyelerde bulunuyor: "Rengi koyu olanlar her zaman daha tatlıdır. Saklarken kirazın saplarını çıkarmazsanız ömrü daha uzun olur. Yıkamadan plastik bir kaba koyup buzdolabında saklayın ve daima yemeden önce yıkayın. Buzdolabından çıkarıp oda sıcaklığında 1-2 saat bekletirseniz tadı daha lezzetli olacaktır. Taze kirazların 2-4 gün içinde tüketilmesi gerekir. Kirazı ayrıca derin dondurucudasaklayabilirsiniz.Bunun için kirazın çekirdeklerini çıkarmanız gerekir."




Afyon'un Sultandağı İlçesi'nde üretilen kirazların sadece meyvesinin değil, kökleri, kerestesi, kabuğu, zamkı, yaprakları, çiçekleri, çekirdeği ve meyve saplarının da değişik iş ve sektörlerde kullanıldığı öğrenildi.


Edinilen bilgiye göre, Sultandağı İlçesi'nde üretilen ve tamamına yakını Fransa, Hollanda, İngiltere, Almanya ve Belçika'ya ihraç edilen kirazlar, reçel, yemek, konserve ve dondurulmuş gıda olarak da sofralarda yerini alıyor. Kirazın meyvesinin haricinde, diğer organları da değişik yerlerde kullanılıyor. Dünyanın en kaliteli mobilyası kiraz kerestesinden, en kaliteli piposu kiraz kökünden yapılıyor. Kiraz gövdesinden çıkan zamklar, şapka yapımının yanı sıra tıbbi ve kırtasiye amaçlı olarak kullanılıyor. Kiraz ağacının kabuğu, yaprakları, çiçekleri, meyveleri, meyve sapı ve çekirdeklerinden ise doğal tıbbi amaçlı insan ve hayvan tedavisinde yararlanılıyor.


HER DERDE DEVA


İdrar söktürücü özelliği ile böbreklerin dostu olan kiraz, vücutta biriken zehirli maddelerin karaciğer ve böbrek yoluyla dışarıya atılmasını sağlıyor. Bu sayede yaş olarak tüketilen kiraz meyvesi, ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağladığı için romatizma ve gut hastalıklarıyla eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde kullanılıyor. Kirazın bir diğer önemli özelliği ise kabızlık giderici olması. Özellikle bayat yenilen yemeklerin, pastırma, sucuk gibi gıdaların zararlarını önleyen kiraz, aynı zamanda kandaki zararlı maddelerin vücuttan atılmasını ve kanın temizlenmesini, yüzde oluşan sivilcelerin gitmesini sağlıyor. Kiraz suyunun yüz ve boyun kısımlarına sürülmesinin derideki bir takım kırışıklıkları önlediği ve giderdiği belirtiliyor. Karaciğerin dostu olan kiraz, hastalıklar sonucunda fazla ilaç tüketimi, nikotinin vücuttan atılması ve zehirlenmeler sonucu zorlanan karaciğerin yükünü hafifleterek iyileşmesine yardım ediyor. Kirazda bulunan levüloz adlı şekerin rahat sindirilmesi nedeniyle, şeker hastaları da rahatlıkla kiraz yiyebiliyor. İçerdiği madensel tuzlar ve vitaminler nedeniyle hastalıklara karşı dayanıklılığı artıran kiraz, yapısındaki bol fosforuyla da sinirleri kuvvetlendirerek sakinlik sağlıyor. A vitamininin önemli bir kaynağı olan karoteni içeren kiraz, göz hastaları için de tavsiye edilen meyve özelliğini taşıyor.

Netten alıntı.

30 Haziran 2008 Pazartesi

Şeftalinin Faydaları


ŞEFTALİNİN YARARLARI

Meyve sekerleri, fosfor ve potasyum gibi madensel tuzlar ve B bir, B iki, PP ve A vitaminleri yönünden zengindir.

Güzelleştirir:

Çukurovalı Karacaoğlan "Şeftalini derde derman dediler/ Gerçek mi sevdiğim sormaya geldim" diyor.

Doğa bilimcisi Maurice Messegue de "Doğa haklıdır" adlı eserinde şu öğütte bulunuyor: "Soyduğunuz şeftali kabuklannı atmayın, kaynatıp suyunu el ve yüzünüze sürün. Cildinizin parladığını göreceksiniz.

"Diğer yararları:

1. Ağız kokusunu alır
2. Böbrek taşlannı eritir.
3. Bağırsak kurtlarını öldürür ve olgunu yumuşaklık yapar
4. Kanı zehirlerden temizler.
5. Gut hastalığına karşı etkili bir ilaçtır.

Nasıl alacaksınız?

1. Şeftalinin turfandasına rağbet etmeyin. Henüz yeleriyle gün ışığı almadığından hem lezzetsiz hem daha az yararlıdır.
2. Şeftaliyi Ağustos ayında yiyin, çünkü bu ayda içindeki meyve şekeri oranı yüzde 14'tür.
3. Büyüğünü değil, orta boylu ya da küçük şeftaliyi tercih edin. Büyüklerin çekirdeği yanktır. Çekirdeği yank şeftalinin ise besin değeri azdır.
4. Sertini değil, yumuşağını alın. Sert şeftalinin besin değeri fazla değildir.
5. Rengi de çok önemlidir. Sarı türünü alıyorsanız her yanı sarı, kırmızı Bursa şeftalisi alıyorsanız, her yanı kızarmış ve yumuşak olsun.


Kaynak: http://www.yemekicmek.com/genelbilgiler.php?ID=194

26 Mart 2008 Çarşamba

Havucun Faydaları

HAVUCUN YARARLARI


Maydonozgiller familyasından, iki yıllık otsu bitki ve bitkinin sebze olarak değerlendirilen kökleri. Anayurdunun Afganistan ve komşu ülkeler olduğu sanılıyor.

HAVUÇ:uzmanlar, havucun, süratle kan yapıcı, kuvvetlendirici, ishal kesici, peklik giderici, mide ve bağırsağın yakın dostu, safra akıtıcı, karaciğeri kuvvetlendirici ve yeri doldurulamayan bir sebze olduğunu söylüyor. Kansızlık halinde, sabah, öğle, akşam taze çıkarılmiş 1 çay bardağı havuç suyu içilmesi, suyu çıkarılamazsa ince rendelenmesi ve iyice çiğnenerek yenilmesi öneriliyor. Mide ve barsak kanamalarında da havuç suyunun çok faydalı olduğunu ifade eden uzmanlar, havucun, özel şekeri, A vitamini ve bol vitaminleri ile karaciğeri kuvvetlendirdiğini, ona rahatsızlığında kendi kendini tamir imkanı verdiğini, vücuttaki üre asidi, ürat tuzları, benzeri yorgunluk maddelerini, diğer zehirleri idrarla dışarı attığını vurguluyor

*A, C, B1 ve B2 vitaminlerince zengin bir ürün olan havuç, çiğ olarak ya da pişirilerek tüketilir.
*Haftada beş kere yendiği takdirde Harvard’ın araştırmalarına göre kadınlarda kalp enfarktüsünü, felç tehlikesini yüzde 68 oranında azaltıyor.
*Günde iki havucun erkeklerde kandaki kolesterolü yüzde 10 oranında azalttığı görülmüştür.
*Her gün yenen bir havuç da akciğer kanseri tehlikesini yarıya indiriyor.
*Havuçtaki Beta-Karotin de gözleri yaşlılığın getirdiği görme zayıflığından koruyor ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor.
* Mide ve bağırsak kanamalarını önler,
* Kansızlığı giderir,
*Anne sütünü arttırır,
*Yüz ve boyun kırışıklıklarını giderir,
*İdrar ve bağırsak gazlarını söktürür,
* Ülserdeki şikayetleri giderir.
* Kansere karşı etkili olduğu gibi cildin kurumasını da engelliyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
*Beta karotin (kansere neden olan serbest radikallari durduruyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor) içeren havucun en büyük özelliklerinden biri içerdiği bu maddenin cildin kurumasını engelleyen A vitaminine dönüşebilmesi. .


Havuç Nasıl Kullanılır? Havucun kökü, yaprakları ve tohumları kullanılır. Ayrıca havuçun suyu ve turşusu da tüketilir. Kurutulmuş tohumları kaynatılarak yapılan çay iştah açar ve anne sütünü arttırır. Havuç tohumu, ayrıca aybaşı kanamalarına da iyi gelir. Rendelenmiş havuca limon suyu katılarak hazırlanan maske özellikle yağlı ciltlere çok faydalıdır. Havuç suyu mide ve bağırsak hastalıklarına da faydalıdır.


Kaynak:Netten alıntı


ABD'li uzmanlar, ekstra kalsiyum sağlayan genetiği değiştirilmiş havuç ürettiler. ABD'nin Texas eyaletindeki Baylor Tıp Fakültesi'nden bir ekibin araştırmasında geliştirilen süper havuç, yiyenlere normalinden yüzde 41 fazla kalsiyum sağlıyor.Araştırmacıların, normal beslenmeye, kemik zayıflığı ve osteoporoz gibi hastalıkların tedavisine yardımcı ekstradan kalsiyum desteği yapması amacıyla geliştirilen havucun, tüketici sağlığı açısından bazı testlere tabi tutulması gerekiyor.

Kaynak: veteknoloji












İngiltere'de beyaz havuç üretildi.

Yorkshire'da üretilen beyaz renkli havuç, bildiğimiz turuncu renkli havuçtan daha tatlı ve sulu, ancak gelenekçi tüketicilerin bunu zor benimseyeceği öne sürülüyor."Beyaz Saten" adıyla pazarlanan havuçları tezgahlarına koyan Asda marketlerinin yetkilisi Paul Lei ise, "Bu, havuçun yüzyıllardan bu yana geçirdiği en büyük değişiklik. Noel yaklaşırken Beyaz Saten'in en çok satan sebzelerimizden biri olacağından eminim" dedi.Havuç, 16. yüzyılda Hollandalılar tarafından turuncu rengi üretilinceye kadar birkaç ayrı renkte yetişiyordu. O günlerden günümüze turuncu rengi kalıcı oldu ve büyük ticari başarı yakaladı. Turuncu havuç, yüksek oranda gözlere ve cilde iyi gelen betakaroten ihtiva ediyor.

Kaynak:Netten alıntı

22 Ocak 2008 Salı

Portakalın Faydaları


Portakal: C Vitamininden Çok Daha Fazla...


Portakalın yararı C vitaminiyle sınırlı değildir. O, içerdiği 20 den fazla cevherlerle,manavlarda değil,eczanelerde satılması gereken gerçek bir ilaçtır,iksirdir...Hem besler,hem korur,hem de pek çok önemli hastalıkta,etken maddeleri bilinçli uygulandığında tedavi eder...


Portakalın kimlik Kartı


Portakal, turunçgiller familyasından bir ağaç. Boyu 2-10 metre arasında değişiyor. Yaprakları sert, dayanıklı ve düz kenarlı. Kabuklarından portakal esansı elde ediliyor. Eczacılıkta ve gıda sanayisinde kullanılıyor. Çiçeklerinden de portakal çiçeği esansı yapılıyor. Portakalın çekirdekli ve çekirdeksiz çeşitleri var. Çekirdeksiz cins olan yafa portakalı Finike, Mersin ve Hatay'da yetişiyor. Kalın kabuklu ve uzunca meyveli. Kabuklarından reçel yapılır. Dörtyol portakalı ise çekirdekli. İnce kabuklu ve sulu. Washington, çekirdeksiz, Güney Anadolu ve Doğu Karadeniz'de Rize çevresinde yetişiyor.


İlaç gibi...


Kar, kış, soğuk ve kaçınılmaz olarak peşimizi bırakmayan grip, soğuk algınlığı... Hemen hepimiz portakalı grip tedavisinde kullanırız. C vitamini deposu olduğunu da biliriz. Ama hem C vitaminin yararları, hem de portakalın yararları bildiklerimizle sınırlı değil. Portakal C vitamininin yanı sıra B vitamini, potasyum, kalsiyum, magnezyum da içeriyor. Lifler, organik asitler ve şeker açısından da zengin. Ve tüm bu içerdiklerinin vücudumuza çeşitli yararları var. Portakal,kanseri önlemeden,kanı temizlenmesinden karaciğeri çalıştırmaya, cildi güzelleştirmekten anormal doğumları önlemeye kadar pek çok şeye yarıyor.


C vitamini


C ve B vitamini açısından zengin olan portakal, insana dinamizm veriyor. Portakal içindeki C vitamini ince ve kalın damarların yumuşak kalmasını sağlıyor. Damar tıkanıklığını önlüyor. Vücuttaki direnci arttırıyor. Kanın durulmasına ve temizlenmesine yardımcı oluyor. Hazmı kolaylaştırıyor. Enerji veriyor. Portakal reçeli ise karaciğeri çalıştırıyor. Yapılan araştırmalar, bacaklarda meydana gelen periferik damar hastalığının (Peripheral artery disease-PAD), damarlarda meydana gelen yağ birikmesinden kaynaklandığı ve kalp ile felç riskini de körüklediğini ortaya çıkardı. Araştırmalarda PAD hastalarında, PAD hastalığı olmayan insanlara göre iki kat daha fazla C vitamini eksikliği görüldü.Bir dizi başka araştırmada da, C, E vitaminleri ve beta-kerotenin,damar tıkanmalarını önleyici etkisi saptandı.


Folik asit


Portakalda B vitamini çeşidi olan folak ve folik asit de bulunuyor. Folik asit, hamilelik boyunca ve özellikle ilk üç ay çok gerekli. Bebekte Spina Bifida gibi anormalliklerin oluşmasını engelliyor. Alyuvarların oluşmasına yardımcı oluyor, aynı zamanda yemeklerdeki besleyici maddelerin vücut tarafından emilmesini sağlıyor. Folik asit, portakal suyunun yanı sıra yeşil yapraklı sebzeler, ciğer, yumurta, tahıllar, portakal suyu, maya ve bira mayasında da bulunuyor. Günlük doz kadınlar ve erkekler için 200 mikro gram olarak saptanmış. Regl döneminde kadınların günlük dozlarını 400 mikro gram kadar yükseltmeleri gerekiyor.


Lifler


Lifler ise, sindirim sistemini düzenliyor, bazı kanser türlerine ve kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltıyor.


Kullanımı


Vücudumuz C vitamini üretmiyor, bu nedenle dışarıdan almamız gerekiyor. Günlük C vitamini ihtiyacımız 50-70 miligram. Bir portakalda 90 miligram C vitamini bulunuyor. Sigara içenlerde ve enfeksiyonlar sırasında C vitamini ihtiyacı yaklaşık 2 katına çıkıyor.Sabah kahvaltısında içilen bir bardak portakal suyu, güne dinamik başlamak ve pek çok hastalıktan korumak için idealdir.


Bileşimi:


Yapısında C, B bir, B iki ve PP gibi çok sayıda vitamin, başta kalsiyum ve potasyum olmak üzere çeşitli madensel tuzlar ve oligo-elementler, meyve şekerleri ve karoten bulunan portakalın pekcok yararlan var. Portakal suyunun pembe ve kırmızısı daha yararlı


Portakal ve greyfurt suyunun pembe renkte olanı sarısından daha yararlıdır! Kırmızısı ise en iyisidir. Greyfurt ve portakalın iç renginin koyu kırmızı olması, bol bol ‘‘Likopen’’ içerdiğinin bir göstergesidir. Domateste de bol miktarda bulunan bu yararlı karotenoid, başta prostat kanseri olmak üzere pek çok kansere karşı koruyucudur. Likopen antioksidan aktivitesi de olan, cilt ve beden yaşlanmasını erteleyen son derece yararlı bir besindir.


Kan basıncı yüksekliği sorununuz varsa, damar tıkanma riskiniz mevcutsa, her gün düzenli olarak düşük dozda aspirin kullanmaya daha çok özen göstermelisiniz. Aspirini özellikle gece yatmadan evvel içmeyi tercih edin. Yeni çalışmalar böyle bir alışkanlığın hem daha iyi uyumanıza hem de daha güvenli bir kan basıncı kontrolüne destek sağlayacağını göstermektedir.


Cildi güzelleştirir:


Yapısında karoten bulunduğu ve kanı temizlediği için portakal aynı zamanda cildi güzelleştirir ve ona tatlı bir pembelik kazandırır. Güney Fransa'da ve İtalya'daki köylü kızları, ciltlerinin parlaklığı ve pembeliğini portakala borçlu olduklarını söylerler. Kabuklarındaki esans sivilcelere sürüldüğünde biraz yanma yapar ama 2 ayda ortadan kaldırır.


Soğuk algınlıklarına karşı doğal ilaçtır:


İçinde bol miktarda C vitamini bulunduğundan organizmayı grip ve nezle gibi kış hastalıklarına, soğuk algınlıklarına karşı korur.


Diğer yararları:


1. Kanı zehirlerden temizler.


2. Sanlığa ve karaciğer hastalıklarına karşı etkili bir doğal ilaçtır.


3. Bağırsakları yumuşak tutar.


4. Bedene güç ve enerji verir. Organizmanın vitamin ve madensel tuz gereksinimini karşılar. Özellikle gelişme dönemlerinde çocuklara bol bol portakal yedirmekte yarar vardır.


5. Portakal ağacı çiçeklerinin kaynatılmasıyla elde edilen su spazmı giderir, damar sertliğini ve felci önler.Portakal kabuk esansında da aynı olumlu etkiler mevcuttur.


PORTAKALI ÖZETLERSEK:


Bileşimindeki etken maddeler


C vitamini
Karbonhidrat
Potasyum
Folik Asit
Bioflavin


Genel faydaları:


Soğuk algınlığı, grip, kas incinmesi, kalp hastalıkları ve felçten korur,
Portakal suyundaki bir antioksidan olan bioflavin damarları ve kılcal damarları güçlendirerek kalbin zarar görmesini engeller, ezik ve çürüklerin daha çabuk iyileşmesini sağlar,
İçerdiği C vitamini ve folik asit sayesinde öksürüğü azaltır,
Kanın pıhtılaşmasını,mide ve pankreas kanserini önleyici etkisi vardır,
İçerdiği yüksek potasyum tansiyonun dengelenmesine yardımcı olur.Aynı zamanda,içerdiği potasyum, cildin kuruyup kırışıklıkların oluşmasını da önler,
Çocukların hastalıklardan korunması ve fiziksel gelişiminin tam sağlanması için gerekli olan cevherler dolu bir meyvedir.
Kabuklarında bulunan uçucu maddenin bazı kanser türlerinin tedavilerinde çok önemli iyileştirici bir madde olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
Özetle;portakalı ve diğer narenciye ürünlerini birer hayat iksiri olarak görmeli ve bütün yıl boyunca mutlaka bol tüketmelisiniz.Portakalın gerçek değeri daha ileri yıllarda anlaşılacaktır



Portakal Suyu

Bağışıklık sistemini güçlendirerek bizleri soğuk algınlığı ve gripten koruyan meyvelerin başında portakal gelir. İçerdiği C vitamini ve folik asit sayesinde öksürüğü azaltır. Bunların dışında da, portakal suyundaki bir antioksidan olan bioflavin damarları ve kılcal damarları güçlendirerek kalbin zarar görmesini engeller. Portakal suyunda bulunan yüksek miktardaki potasyum tansiyonun dengelenmesine yardımcı olmakla kalmayıp aynı zamanda cildin kuruyup kırışıklıkların oluşmasını da engeller. Ayrıca, içerdiği vitaminler ve antioksidanlar sayesinde portakal, kanın pıhtılaşmasını, mide ve pankreas kanserini engeller ve ezik ve çürüklerin daha çabuk iyileşmesini sağlar.

18 Ocak 2008 Cuma

Elmanın Faydaları


Meyvelerin Sultanı:

Kökeni Doğu Avrupâ'dır. Çok çeşidi
olan elma eski çağlardan beri bilinen bir
meyvedir. Tedavi edici özellikleri açısından
en eski yazarlar bile elma kürünü övmekteydi. Bu meyvede vitaminler, sindirilebilir şeker, bedenin dengesi için çok gerekli enzimler, temel asitler ve hayatın kendisi olan (potasyum, sodyum, kalsiyum magnezyum, fosfor gibi) madenler bulunmaktadır.

Elma, hemen her yerde yetişen, beyaz
veya pemhe çiçek açan, boyu değişik yük-
seklikte olan ağacın meyvesidir. Çeşitlı renk
te hoş kokulu bir meyvedir. Ekşi, tatlı, may-
hoş dan değişik tadlarda ve kımızıdan pem-
beye, sarıya kadar değişen renk tonlarıyla şi-
fa dolu bir meyvedir.

Günümüzün şifalı bitkiler uzmanı M. Messegue, 'Eğer bir tek ağacınız olacaksa, onun elma ağacı olmasını tercih edin. diyerek elmayı soframızdan eksik etmememizi tavsiye etmektedir.

Memleketimizde Golden, Sterkin, Misket Amasya, Gümüşhane, Niğde ve Ferik Elması gibi birçok çeşidi vardır.
Dünyada ise 5 binden fazla türü bulunmak-
tadır.

Taze ve kurusundan komposto, marme-
lat, pekmez, sirke, elma çayı gibi çok çeşitli
şekilleriyle halk arasında kullanılmaktadır.

Elmada neler var?

Bir orta boy elma (100 gr) 50 kaloridir.
Su 85.6 gr, protein 0.2 gr, yağ 0.3 gr, şeker
10 gr, lif 2 gr, potasyum 127 mğr, fosfor
13 mgr, magnezyum 8 mgr, kalsiyum 7
mgr, kükürt 4 mgr, sodyum 2 mgr bulunur.
Ayrıca A, B1, B2, PP, B5, B6, C, E vitamin-
leriyle çinko, iyot, kobalt, klor, silisyum ve çe-
şitli organik asitler mevcuttur.

Elma kalbi korur!

Meyvelerin sultanı diye bilinen elma bir-
çok derde deva olduğu gibi, kalbe de çok iyi
gelir. Çünkü elma kandaki kolesterol oranını
düşürür. Dalağın kan yapmasını sağlar. Çalı-
şırken devamlı olarak oturanlara, şişmanlara,
kanı fazla koyu olanlara elma son derece
faydalıdır.

Demir, C vitamini ile birleştiğinde organiz-
ma tarafından mümkün olduğunca iyi şe-
kilde emilir. Elmada her ikisi de olduğundan
demir eksikliğine bağlı kansızlıkta faydalıdır.

Kan şekerini düşürür!

Elma, şeker hastalarının ve kan şekerinin
yükselmesini istemeyen kişilerin tercih etme-
si gereken ilk meyvedir. Meyve şekeri (frük-
toz) ihtiva ettiği için kan şekerini yükseltmez.
Elma tansiyonu da düşürür. Yine elma-
nın güzel kokusu sayesinde sinirler gevşer,
insan rahatlar ve böylece tansiyon da düşer.

Zayıflamak için ideal

Elma kandaki şekeri geçici olarak yük-
selttiği için ve pektinler mideye doygunluk
verdiğinden kendimizivtok hissederiz. Eğer
diyet yapıyorsak, bol bol elma yememizde
fayda var. Böylece hem kilo vermiş, hem de
sağlıklı kalmış oluruz. Kısacası zayıflamak için
mükemmel bir meyvedir.









Elma nefesi rahatlatır!

İngiliz tıp dergisi Tho-
rax'da yayınlanan bir çalışma, haftada en az beş Elma yiyenlerin daha kolay nefes aldığını göstermektedir.

Bol taze meyve, özellikle elma yemekle akciğer kapasitesi artıyor. Hergün bir elma yiyenlerin
hiç elma yemeyenlerden daha fazla nefes
verebildiklerini gösterdi. Yani daha sağlıklı ol-
mak içn elma yemek gerekli.

Günde bir elma

Elma sindirimi kolay, bol C vitamini ihti-
va eden (özellikk kabuğuyla yenildiğinde) ve
şeker hastalarına bile tavsiye edilen düşük
kalorili bir meyvedir.

İngiltere'deki Milli Kanser ve tıp Araştır-
ma Merkezi'nin her gün elma yeme alışkan-
lığı olan 2 bin kişiyi kapsayan ve 77 yıl süren
araştırması elmanın (yanı sıra taze meyve-
nin) önemli faydasını gözler önüne serdi.
British Medical Journal adlı tıp dergisin-
de yayınlanan araştırma sonuçlarına göre
hergün başta elma olmak üzere taze meyve
yeme alışkanlığı olanlarda inme (felç) riski
böyle bir alışkanlığı bulunmayanlara oranla
yüzde 32 az.

Her gün bir elma yemek ayrıca kalp krizi
riskini yüzde 24 oranında düşürmektedir.
Elma ayrıca yüksek tansiyon, adele ağrı
ları, böbrek taşlarına karşı birebir. İdrar yolla-
rını açıyor, gastrit ve ülsere de iyi geliyor.
Yemeklerden sonra yenen elma, çoğu
zaman diş fırçalamak gibi etki yapar. Çünkü
elma çiğnenirken dişlerin arası çok iyi bir şe-
kilde temizlenir.

Yatmadan önce yenirse dişlerin beyaz
kalmasını sağlaması yanında yatıştırıcı etki-
sinden dolayı uykuyu kolaylaştırır, baş ağrısı-
na iyi gelir.

Protein, vitamin ve doğal kimyasallar sa-
yesinde sindirime yardımcı olur ve kolaylaştı-
rır. Bağırsak sorunu çeken kişiler için denge-
leyici ve normalleştirici bir besindir. Kabızlık
sorunu olanlara çok faydalıdır. Bağırsak kan-
serlerini önleyici etkisi vardır.

İçindeki C vitamini ve pektin her derde
devadır. Kolesterolü düşürür, sindirim siste-
mini düzenler, idrar yollarındaki problemlere
yardımcı olur.

Elma kürü yapmakla gut, böbrek, mesane
hastalıkları ve hemoroitte şifa elde edilir.

Elma yemek için 8 sebep

1-Sabahları hiçbir şey yemeden evvel el-
ma yendiğinde kanı temizler ve toksinleri at-
mayı sağlar.

2- Isırarak ve kabuğuyla yenirse dişleri
temizler ve diş etlerini güçlendirir.

3- Uykudan önce yenirse rahatlatır ve
kolay uyumayı sağlar.

4- Yeşil, hafif ekşi olanları mide bulantı-
larını önler.

5- Gastritten kaynaklanan yanmaları ha-
fifletir.

6 Kabuğuyla pişirildiğinde bağırsakları
çalıştırır ve yumuşatır.

7-Bal ekleyerek pişirildiğinde enerji verir.

8- Ortasına biraz marmelat ekleyip fırın-
da pişirildiğinde, özellikle rejim yapanların
tatlı yeme arzusunu giderir.

Elmanın özellikleri

- İçinde bulunan mineral tuzlar sayesin-
de idrar sökücü ve kanı temizleyici özelliği
vardır. Ayrıca ürik asite ve romatizmalara
karşı güçlendiricidir.
-Vitaminler ve mineral tuzlar aynı za-
manda enerji ve tazelik verir.
-A vitamininin varlığı solunum yollarını,
sinir sistemini, kan damarlarını ve cildi sağlıklı
tutar.
-Organik asitler sayesinde hem midenin
çalışma düzeni hızlanır, hem de gastrite kar-
şı mücadele verilir.
- İçindeki kükürt ve tanin sayesinde de-
zenfektandır ve bakterilere karşı korur.
- Sindirimi kolaylaştırdığı gibi kalbi de
güçlendirir..

Kaynak:http://www.davetci.com/bitki_elma.htm



Astımdan Korur

Annelerin gebelikleri sırasında tükettikleri yiyeceklerden, çocukların astıma yakalanmasında koruyucu etkiye sahip tek gıda elma.
Hamilelik sırasında annenin yediği elma, bebeği astımdan koruyor. Hollandalı ve İskoç bilim adamlarının gerçekleştirdiği araştırmada; annelerin gebelikleri sırasında tükettikleri yiyeceklerden, çocukların astıma yakalanmasında koruyucu etkiye sahip tek gıdanın elma olduğu tespit edildi.












Balık da faydalı

Thorax dergisinde yayımlanan araştırmada, anneleri haftada 4′ten fazla elma yiyen çocukların astıma yakalanma riskinin, haftada hiç ya da bir elma yiyen annelerin çocuklarından yüzde 53 daha az olduğu belirtildi. Araştırma ayrıca, hamilelik sırasında balık yemenin, çocuklarda egzamaya yakalanma olasılığını azalttığını gösterdi. Haftada bir kez ya da daha fazla balık tüketen gebelerin çocuklarında, diğerleriyle kıyaslandığında egzama riskinin yüzde 43 daha az olduğu açıklandı.